COVİD-19 Salgınında Kimi Politik ve Kişisel Karar ile Davranış Kalıplarının Nedenleri Üzerine…

1373

COVİD-19 Salgınında Kimi Politik ve Kişisel Karar ile Davranış Kalıplarının Nedenleri Üzerine… Evde Kalmak ya da Kalmamak Bütün Mesele Bu!

Covid-19 salgını aslında göz göre göre geldi ve ne yazık ki dünya komplo teorileri ile uğraşırken ve ne kadar acıdır böylesi bir felaket olmadan önce hazırlanmadı hatta hazırlanmamak için her şey yapıldı.

Soner Yalçın tadında komplo teorileri ortalıkta uçuştu, devamında da uçuşacak. Bu konuda da yazacağım ama yazının konusu değil.

Sonuçta defakto bir durum söz konusu.

Ama gördüğüm, anladığım insanlar, bizler “Sokağa çıkmamak gerekliliği” konusunu çok anlayamıyoruz. Diğer taraftan bizim anlamamamızın ötesinde kriz ortamlarında yol gösterici olması gereken politikacılarımızda karar verme aşamasında beceriksizce davranıp örnek olma özelliklerini giderek kaybediyorlar.

Bunun temelde bizi “korkutan” ya da “paniklememize” neden olan savunma mekanizmalarımız ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Geleneksel Freudcu yaklaşım ile A.Ellis tarafında taa 1960larda tanımlanan ve çok revaçta olup sıklıkla kullanılan “Akılcı Duygusal Davranışçı Terapiler” (ADDT) arasında yıllardır savunma mekanizmalarımız ile ilgili tartışmalar sürmektedir.

Jinekolog olarak bu tartışmalar hakkında ahkam kesmek haddim değil. Ancak Ellis’in ve yakın zamanda Ziegler’in vurguladığı gibi savunma mekanizmaları esasen gerçeklik algılarını çarpıtmakta, reddetmemize neden olmakta ya da tahrif etmektedir (1)

Örneklerle anlatmaya çalışayım. Önce politik arena. Mart ayına bir bakalım. Ak parti hükümetinin en önemli yeteneği algıyı çok iyi yönetmesidir desem pek de karşı çıkan olmaz sanırım. Ama tutup “Kanal İstanbul” ihalesi yapıldı. Sonra da bu kararı savunmak için ne denildi? “Türkiye Cumhuriyeti, salgın ile mücadele ederken üretim ve yatırımları da yapabilecek güçtedir…” (2)

İşte dostlarım bu savunma mekanizmasının hasıdır ve “Rasyonalizasyon” olarak adlandırılır. Bu savunma mekanizmasında, kişiye, kuruma olumsuz yansıyan bir deneyimi haklı çıkarmak için o kurum ya da kişi bir bahane kullanır.

Oysa yapılanın hata olduğunu kabul etseler, zamanlama hatası olduğunu söyleseler bizlerin çok daha fazla güvenin kazanabilirlerdi. Evet Bakan görevden alındı. Ancak klasik olarak hükümetten kimse hata yapıldığını söylemedi.

Diğer taraftan ortalık gerçekten toz duman. Ama gördüğüm duyduğum evde kalmak istemiyoruz. Yakın arkadaşlarımdan biri hala işe gidiyor. Ya da konuştuğum hastalarımdan biri aynı apartmanda oturan kayınvalidelerinin sürekli kendilerine geldiğinde şikayetçi.

Ama anlamıyoruz evde kalmanın ne kadar önemli olduğunu. Savunma mekanizmalarımız bizi ele geçiriyor. “Baskılıyoruz”. Gözümüzün önünde yaşananları yok sayıyoruz.

Sosyal medyada ya da televizyonda her akşam verilen sayıları tabiri yerinde ise “Film seyreder” gibi seyrediyoruz ve beynimizin bir kısmı aslında yok öyle bir şey diye fısıldıyor bizlere. Dışarı çıkıyoruz.

Bunu yapmak için bahaneler uyduruyoruz. Yani “Entelektüelleştirme” yapıyoruz. Bunu meslektaşlarımda görüyorum.

Zorunlu ameliyat deyip ameliyat yapıyorlar. Ya da yurdum insanı mutlaka alınması yapılması gereken bir şey buluyor. Son olarak bir dostum “Arkadaşımın babası hasta ona şunu almalıyım” deyip dışarı fırlamış. Eşinden öğrendim.

Çok iyi bildiğiniz bir diğer örnek ise Alış veriş çılgınlığı. Evinizde oturup onlarca gereksiz şey alıyorsunuz. Sandaletler, anlamsız ve pahalı saatler, 4K kameralar hatta bir arkadaşım gerçekten yeri olmayan biçim de laptop almış.

“Regrese” oluyorsunuz ya da “Yok sayıyorsunuz”. Stresli ortamınızda alışveriş yaparak ve hatta abartarak normal bir yaşam sürüyormuş hissini kendinize tattırıyorsunuz. Pahalı bir yöntem 😊 Oysa nakit kalmalısınız 😊

Tüm bunlar aslında yaşadığımız travmatik süreç ile başa çıkma yolları. Devletin kurumları ya da Hükümeti de oluşturanlar insan ve aynı savunmacı ama akılcıl olmaya dürtüler ile harekete geçiyorlar. Ancak içinde bulunduğumuz durum ile başa çıkma yolları bu değil.

Hükümete bahsettiğim ve örneklediğim çerçevede akıl vermek bana düşmez. Ancak liderlik kavramına kimin gerçekten uyduğu böylesi zamanlarda anlaşılır ve Sağlık Bakanımız dışında hükümette yer alan diğer aktörlerin iyi bir sınav verdiği söylenemez.

Bireysel olarak kişisel risk değerlendirmemizi yapmamız gerekiyor. Bu değerlendirme sağlığımız ve olası risk faktörlerimiz dışında mali durumumuzu da içermeli.

Geçimini zor bela sağlayan birine evde otur demek çok gerçekçi değil. İşte bu noktada hep söylendiği gibi hükümetin öyle kıyısından köşesinden, onlarca kurala bağlı olmadan doğrudan ödenek oluşturması, vermesi gerekiyor. Ve hemen yapması gerekiyor. Ya da nasıl anlatayım? Mahfi Eğilmez Hocanın yazısında belirttiği gibi yapılması gerekiyor (3). Türkiye’nin bu gücü var ama gerçekler ile ne zaman yüzleşeceğimiz ile ilintili.

Bu değerlendirme yüzleşmenin bir parçası. Sonrada esas kısımla yüzleşmemiz gerekiyor. Yaşananları ve gerçekliklerini algılamamız gerek.

İçinde bulunduğunuz durum gerçek ve gerçekten insanlar hastalanıyor, ölüyor. Tüm dünya da an itibarı ile 60.400 kayıp var(4). Bu çok ciddi bir rakam.

Ve bununla başa çıkmanın en iyi yolu EVDE KALMAK.
Biliyorum sıkıcı. Ve insanın yanlızlığını sevmesi, kendini oyalayacak bir meşgale bulması hele de okuma alışkanlığı olmayan buralarda zor.

Ama kendinize bir takvim oluşturun. Her gün ne yapacağınızı belirleyin. Mutlaka spora evde yapacağınız bir hareketlere zaman ayırın. Mutlaka bir zaman çizelgesi içinde hareket edin. Hayal kurmaya zaman ayırın. Unutmayın umut en önemli nirengi noktamız bu günlerde.

Çok çok zaruri olmadıkça dışarı çıkmayın.

Ve umarım bizi bu günlerde esenliğe çıkarma iddiasındaki yöneticilerimiz devlet kurumlarının devlete bağış yaptığı kampanyalardan daha akılcıl yöntemler bulurlar.

Yazıyı ABD’de sağlık çalışanlarına adanan ama tam da bu gün söyleyen sanatçının Bill Withers’ın şarkısı ile bitirelim. “Lean on me”, “Yaslan bana”

Sözleri tam da bu günlere uygun..
Çok ama çok daha güzel konuları konuşmamız dileği ile…

Sevgi ve saygı ile

İyi ki varsınız

Not: Sonuçta jinekoloğum ancak konu benim hobi olarak okuyup ilgilendiğim ve alanımın doğası nedeniyle profesyonel yaşamımda bana yardımcı olduğuna inandığım bir konu. Diğer taraftan yazdıklarım tamamen benim çıkarımlarım ve tartışmaya son derece açık. Dolayısıyla Mehmet Sungur Hoca gibi konu ile ilgili profesyoneller ile konuyu tartışmayı çok isterdim.

Kaynakça
1. Ziegler, D. J. (2016). Defense Mechanisms in Rational Emotive Cognitive Behavior Therapy Personality Theory. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 34(2), 135–148.
2. https://t24.com.tr/…/insanlarin-canlarinin-derdine-dustugu-…
3. http://www.mahfiegilmez.com/…/ekonomik-daralmay-minimum-duz…
4. https://www.youtube.com/watch?v=qgylp3Td1Bw

Lean on Me, Yaslan Bana

Bazı zamanlar hayatımızda
Hepimizin olur acısı
Olur hepimizin kederi
Ama eğer akıllıysak
Biliriz her zaman bir yarının olduğunu

Yaslan bana, güçlü hissetmediğinde
Ve senin arkadaşın olcağım
Yardım edeceğim devam etmene
Çok uzun sürmeyecek
İhtiyacımın olması
Yaslanmak için birine

Lütfen
Gururunu bir kenara koy
Eğer sahipsem ihtiyacın olan bir şeye
Karşılayamaz kimse bu ihtiyaçlarını
Eğer göstermezsen onları

Yaslan bana, güçlü hissetmediğinde
Ve olacağım senin arkadaşın
Yardım edeceğim devam etmene
Çok uzun sürmeyecek
İhtiyacımın olması
Yaslanmak için birine

Bir yük varsa baş etmek zorunda kaldığın
Ama taşıyamadığın
Hemen geleceğim yanına
Paylaşacağım yüklerini
Araman yeterli beni

Bu yüzden sadece ara, tutmak için bir ele ihtiyaç duyduğunda
Hepimizin ihtiyacı var yaslanmak için birine
Bir sorunum olabilir sadece senin anlayabileceğin
Hepimizin ihtiyacı var yaslanmak için birine

Yaslan bana, güçlü hissetmediğinde
Ve olacağım senin arkadaşın
Yardım edeceğim devam etmene
Çok uzun sürmeyecek
İhtiyacımın olması
Yaslanmak için birine

https://youtu.be/2YapAxPfRyI