HPV Aşısı Gereklidir. Palandöken Kadın Doğum Kış Kongresi

533

HPV aşısı gereklidir. Palandöken Kadın Doğum Kış Kongresi.

12-16 Mart 2008 Erzurum.

Konuşma Özeti

HPV Aşısı Gereklidir

İnsan papilloma virüsü (HPV=Human papilloma virus) ve anogenital organlarda başlattığı onkojenik süreç uzun zamandır bilinmesine rağmen bizim açımızdan en önemli nokta ilk olarak kansere neden  olduğu net olarak bilinen bir etkene karşı etkin ve güvenilir bir aşının geliştirilebilmiş olmasıdır.

Tüm dünya genelinde HPV aşısının gerekliliğinin tartışılacak yönü bulunmamaktadır. Konuyu iki temel açıdan irdelediğimizde bu durum daha da netleşecektir. HPV virüsünün yaygınlığı açısından, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Hastalık Kontrol Merkezi (=CDC)” tarafından tüm dünyada 22 ülkeyi kapsayacak biçimde yapılan bir araştırmada seksüel aktif insanların yaşamları boyunca HPV virüsü ile infekte olma olasılığının en az %50 olduğu gösterilmiştir. Ve servikal kanser ile HPV ilişkisi, sigara/akciğer kanseri ilişkisinden daha sıkı bir ilişkidir. Serviks kanseri olgularının neredeyse tümünde (%99.7) HPV DNA izole edilir. Buradan hareketle aşı gerekliliğinin serviks kanseri boyutu daha nettir. Serviks kanseri, tüm dünyada kadınlarda kansere bağlı ölümler içinde ikinci sırada yer alır. 2002 yılı içinde 493.000 yeni olgu saptanmıştır. Globocan 2002 verilerine göre servikal kanser sıklığı tüm dünyada 100.000’de 16.2’dir.

Konuyu ülkemiz açısından tartışacağımız zaman en büyük problem Türkiye geneline ait verilerin yetersiz ve güvenilir olmamasıdır. Globocan 2002 verilerinde sadece İzmir ve Antalya’ya ait veriler bulunmaktadır. Globocan verilerinde Türkiye Asya grubu içinde ve aslında yetersiz veriye sahip nadir ülkelerden biri olarak değerlendirilmektedir. Temelde yukarıda bahsettiğim argüman ülkemiz içinde geçerlidir ve ekonomik yükü bir kenara bırakacak olursak aşının ülkemiz ve gençlerimiz için gerekli olup olmadığının tartışılması anlamsızdır. Bu noktada, elimizdeki yetersiz verilerle, ülkemizde servikal kanserin az görüldüğünü, yılda sadece 1364 hastanın saptandığını ve sadece 726’sının öldüğünü (her gün 2 kişi) söyleyebilir ve “bu kadar az ölüm için bu kadar pahalı bir aşı ülkemiz için lüks” söylemini tartışabiliriz. Ancak birkaç noktanın altını çizmemiz gerekir. Serviks kanseri yavaş ilerleyen bir süreç sonunda gelişir. Virüsün alınışından itibaren ortalama 15-20 yıl içinde servis kanseri ortaya çıkar. Zaten bu nedenle düzenli jinekolog kontrolüne giden ve her yıl smear aldıran bir kadının servikal kanserden ölmemesi gerekir. Bu bağlamda bugün elimizdeki verileri doğru kabul edersek, bu verilerin 15-20 yıl önce virüsü almış olgulara ait olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla ülkemizde 80’li yıllarda başlayan 90’lı yıllarda ve günümüzde hızla devam eden sosyal devinimin etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğimiz kesindir. Bu durumun HPV infeksiyonu ve serviks kanseri sıklığına da yansıyacaktır. Zaten Sağlık Bakanlığı’nın web sitesi ve yayınladığı verilere bakacak olursak, 1999-2003 yılları arasında serviks kanseri sıklığı 4 kat artmıştır. Sıklık hala dünya verilerinin altındadır ancak arttığı da kesindir. Yukarıda vurguladığımız gibi aşının en büyük dezavantajı  pahalı olmasıdır. Ancak ülkemizde gerek kapsamı gerekse sıklığı açısından çok daha geniş kitleleri, çocuklarımızı ilgilendiren ve gerekliliği asla tartışılmayan aşılar 1970’lerden itibaren batı ülkelerinde rutin olarak yaptırılırken ülkemizde ne yazık ki mali gücü olanlar tarafından çocuklarına yaptırılabilmiştir. Benzer bir durum bugün HPV aşısı içinde geçerlidir. Dolayısıyla ülkemizin ekonomik durumu HPV aşısının “gereksiz” olduğu söylemini haklı kılmaz. Ve son olarak batı ülkelerinde “ergenlik dönemi aşıları” kavramının geliştiği bir süreçte bu aşının farklı bir biçimde tartışılması gerekirdi. Sağlık Bakanlığı, geliştirildiği ve piyasaya sürüleceği bilinen, 2003 yılından itibaren WHO’nun sürekli olarak her ülke bu aşı konusunda ve ülkeye nasıl entegre edileceği konusunda çalışma yapmalıdır diye uyardığı bir ortamda hiçbir hazırlık yapmamıştır. İdeal olan, konu ile ilgili tüm kurumların katılacağı bir platformda (Bakanlık, mikrobiyoloji, pediatri, immunoloji, jinekoloji, onkoloji, üroloji) ülkemizin çıkarlarını gözeten bir model oluşturulmasıdır. Ben kendi şahsım adına hala geç olmadığını, bu tip toplantıların bu bağlamda faydalı olduğuna inanıyorum.

                                                           Doç.Dr.Süleyma Engin Akhan

                              İ.T.F. Kadın Hastalıları ve Doğum A.D. Öğretim Üyesi