Kadınlarda Kilo Sorunu ve Kanser: Obesitenin Meme ve Rahim Kanseri Üzerine Etkileri

552

Üç gün önce Medscape’de başlığı “Why Breast Cancer Patients Should Be Big Losers” olan bir makale yayınlandı. İçeriğine bakıldığında biraz kelime oyunu da yapılmış gibi hissettim. Yine de “Neden meme kanseri hastaları en büyük kaybeden olmalı” şeklinde bir başlık bana biraz “fazla” geldi. Ancak kaynak gösterdiği makale siz kadınlar için önemli.

Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan
Obesitenin meme ve rahim kanserine etkileri

Geçtiğimiz 4-5 yıldır farkındalığım mı arttı yoksa ben de yaşlanıyorum onun için mi bilemedim ama nereye baksam beslenme ve kanser ilişkisi hakkında ancak yiyeceklerin, “doğal”, “organik” artık ne derseniz deyin, içeriğine takılmış yazılar, röportajlar görüyorum.

Her bireyin düzgün, dengeli beslenmesi önemli. Ama burada anahtar kelimeler “kendi metabolizması için dengeli” olmalı. Bu sayfayı okuyan sizler biliyorsunuz ama ben bir kez daha tekrar etmek istedim: “Alın yazımız var ama bu yazı anlımızda değil genlerimizde”.

Bu bahsettiğim genetik miras, sadece anne ve babalarımızdan aktarılan değil, aynı zamanda insan dediğimiz bu harika varlığın oluşumu sırasında ortaya çıkan ve “noktasal gen mutasyonları” denilen DNA’larımızda ki küçük hataları da içeriyor, kapsıyor. Bunlara kısaca SNP (single-nucleotide polymorphism) adını veriyoruz (1).

İşte bu küçük noktasal hatalar aslında bizim yaşama dair yol haritamızı belirleyen en önemli kilometre taşları. “Genetik” denildiğinde hep aile bireylerine bakılıyor ama esas olan bu ufak tefek DNA hataları.

Diğer taraftan onca gevezelik yapmadan özellikle kadınlar ve sık görülen kanserler açısından kısa ve öz bir bilgi vermemiz gerekirse; meme, kalın barsak ve yumurtalık kanseri genetik olarak birbirleri ile kardeşken, rahim ve meme kanseri de hormonal bağlamda kardeş kabul ediliyorlar.

Bu nedenle siz hastalarım bana muayeneye ilk geldiğinizde “Ailenizde meme ya da kalın barsak kanseri var mı?” şeklinde ki sıkıcı sorularıma muhatap oluyorsunuz.

Ama rahim ve meme kanseri arasındaki ilişki çok, çok önemli. Önce temel bilgi ile başlayalım: “Kadın için kilo sadece kilo değildir!” nokta!!

Kilo dediğimiz durum cilt altında ve karın içinde ki organlarda yağ birikmesi şeklinde kabaca tanımlanabilir ve bu yağ hele kadın söz konusu olduğunda hormonal açıdan aktif bir dokudur.

Anlayacağınız sorun sadece “görüntü” değil ama temelde sağlığınızdır. Örneğin bazı kadınlar ne zaman kilo alsalar adetten kesilirler. Zira ani kilo alımı (ki terside yani ani kilo vermek de mekanizma farklı da olsa, benzer etkileri yapar) kadının ovülasyonunu (yumurtlamasını) düzenleyen mekanizmanın tekerine çomak sokar.

Yağ dokusunun kadının tüm hormonal düzenini etkilemesinin nedenlerinden biri “aromataz” dediğimiz yaramaz bir enzimdir. Tam adı ile “p-450 aromataz” enzimi son derece yaramaz ama bir o kadar da becerikli bir enzimdir ki sizin yağlarınızı bir güzel östrojen hormonuna çeviriverir.

İşte amiyane tabiri ile “zurnanın zırt dediği yer” de tam burasıdır.
Rahim kanserleri temelde 2 gruba ayrılır. Hastaların %20’si nispeten yaşlı ve “ince” bir endometrium dokusundan (rahim içi dokudan) çıkan tümörler ile karşınıza gelirken, en sık gördüğümüz olgular sıklıkla “rahim içi dokusu kalın” ve kilolu kadınlardır. Anlayacağınız bu kadınlar yüksek östrojene maruz kalan endometriumdan (rahim içi doku) kaynaklanan olumsuz hücre büyümesi nedeniyle kanser olurlar.

Dersler rahim kanserini anlatırken hastaların önemli bir bölümünün aynı zamanda tansiyon ve şeker hastası olduğunu söyleri ki, bu özellikler neden sonuç ilişkisi içinde kansere sebep olan etkenler değil, kanser sıklığını arttıran aşırı yağlanmanın kadına hediyeleridir.

Peki o zaman artık biliyoruz, kilo eşittir yüksek östrojen. Peki yüksek östrojenin gelişmesinde etkili olduğu, kadın için en önemli ve en sık görülen kanser hangisi? Evvett bildiniz Meme Kanseri.

Aynı rahim kanserinde olduğu gibi meme kanseri ile kadının vücudundaki yağ oranı arasındaki ilişki de yıllardır bilinmektedir. Kesinlikle gösterilmiştir ki, obesite meme kanseri riskini arttıran en temel faktörlerden biridir.

Makale Nisan 2014’de yayınlanmış, sıkı bir metaanaliz. Toplam 213 bin yaşayan ve 23 bini meme kanseri nedeniyle diğerleri ise farklı nedenlerle ölen toplamda 41 bin meme kanseri hastasını değerlendirmişler (2).

Sonuç çarpıcı. Meme kanseri tanısı konulmadan önce ideal kilosuna göre metrekare başına 5 kg fazlası olan meme kanseri hastalarında total ölüm (total mortaliy) %17, tanı sonrası 1 yıl içinde bu ölçüde kilo alırsa %11 ve tanı konulduktan sonra 1 yıldan uzun süre geçtikten sonra ise % 8 arttığı gösterilmiş.

Ama en vurucu olan: Eğer meme kanseri hastası iseniz ve tanı konulduktan sonra 1 yıl ve daha uzun bir süre geçtiyse, siz ise aşırı kilo (5 kg/m2’den fazla) aldıysanız üzgünüm meme kanserine bağlı ölüm riskiniz tam %29 artıyor.

O zaman neymiş efendim: Meme ve rahim kanserinden korunmak için kilo almayacaksınız. Eğer bu hastalık ile tanıştıysanız, yine hastalığı yenmek için kilonuza dikkat edecek ve mutlaka spor yapacaksınız.

Konu sıkıcı ama hayatın da gerçekleri.

Sevgi ve Saygılarımla

İyi ki varsınız…

Not: Burada detaya girmek istemedim ama düzenli spor yapmak meme ve kalın barsak kanserinde metastataz gelişimini engellerken, ömrü de uzatıyor. Düzenli spordan kasıt haftanın 5 günü 1 saat yürümek. Üstelik tempolu olmaz zorunda da değil 🙂

Kaynakça
1. http://en.wikipedia.org/wiki/Point_mutation
2. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24769692
Meraklısına Kaynaklar:
1. Kwan ML, Chen WY, Kroenke CH, et al. Pre-diagnosis body mass index and survival after breast cancer in the After Breast Cancer Pooling Project. Breast Cancer Res Treat. 2012;132:729-739.
2. Protani M, Coory M, Martin JH. Effect of obesity on survival of women with breast cancer: systematic review and meta-analysis. Breast Cancer Res Treat. 2010;123:627-635.
3. Abrahamson PE, Gammon MD, Lund MJ, et al. General and abdominal obesity and survival among young women with breast cancer. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev. 2006;15:1871-1877.