Kolay elde edilmeyen bir mutluluğun öyküsü…

569

Kolay elde edilmeyen bir mutluluğun öyküsü…

Sanırım yaşamın kendisi ne olursa olsun umudu kaybetmeden devam edilmesi gereken bir savaş.
Bu, işte öylesi bir kavganın öyküsü.
İkizler çok güzeller, şimdilerde iyice büyüdüler. Bu mecralarda sık gördüğünüz fotoğraflardan biri gibi gelebilir ama ne onlar ne anneleri babaları ne de benim için pek normal değil aksine uzuuunnn bir macera.

2014 yılının sonunda geldiler. Gözlerinin içi gülen 4 yıllık evli ve çocuk isteyen bir çift olarak. Tetkikleri yapıldığında tüplerinden birinde tıkanıklık olduğu ve buna bağlı tüpün içinde biriktiğini gördük. Bizlerin hidrosalpenks dediği bir durum. Ne yazık ki hidrosalpenksin kendisi tek başına başka faktör olmaksızın gebeliğe engel olabiliyor. Tüpün içinde biriken sıvı sifon gibi rahim içine boşalarak yerleşmeye çalışan embrionun tutunmasını engelliyor. Ama daha kötüsü tüpün içinde biriken sıvıda toksik maddeler oluşuyor ve zaten rahim içinde gebelik gelişemiyor. Sonuçta sadece hidrosalpenks saptanan tarafta tüpün alınması bile hastanın diğer sağlam tüpü ile gebe kalmasını sağlayabiliyor.

Konuyu anlattığımda ikisi de anladılar ve ameliyatı kabul ettiler. Genç anne adayının hidrosalpenks saptanan tüpünü laparoskopi ile aldım. Diğer tüp mükemmeldi ve spontan kendiliğinden gebe kalmayı 6 ay denemelerini önerdim. Hastam genç ve yumurtalık rezervi çok iyiydi.

6 ay sonra beni telefon ile aradılar ve hala gebe kalamadığını söyleyince sevdiğim ve güvendiğim IVF ile ilgilenen genç bir meslektaşıma yönlendirdim. Konuşmamızın üzerinden uzun bir süre geçti. Bilen bilir özellikle devlet desteği almak isterseniz, tüp bebek zorlu bir süreç oluyor hasta için. Neyse sonuçta aylar sonra ancak döngü başladı ve bir süre sonra mutlu haberi aldım 5 adet iyi kalite embriyo oluşmuştu. Ve hastayı transfer için hazırlıyorlardı.

Ben transfer haberini beklerken genç meslektaşım beni aradı ve transfer öncesi rahim içinde bir düzensizlik gördüğünü tanısal histeroskopi yaptığını ve alınan parçanın endometrium (rahim) kanseri geldiğini söyledi.

Aynı gün hastam ve eşi panik içinde bana geldiler. İlk gediklerinde gözlerinde ki pırıltılar yerini şüphe ve korkuya bırakmıştı. Erken evre endometrium (Rahim) kanserinde belli kurallara uymanız durumunda hastaya çocuk verme şansınız var. Ama önce patolojiden emin olmanız gerekiyor. Dolayısıyla alınan parçaların lamlarını bir kez de Sıtkı Tuzlalı hoca’nın görmesini istedim. Ardından MR çekildi ve yorumlandı. Haberler iyiydi. Her şeyden önce alınan parça grade I tümördü. Yani hücre tipi oldukça normal hücreye benziyordu ki rahimi almamak için ilk gereken de buydu. MR’da ise kas dokusunda tümör saptanmadı.

O zaman hastaya tekrar histeroskopi yaparak var olan tümörü çıkarmak gerekti. Hastama yine ameliyathane yolu gözüktü. Rahimin içini tamamen temizledik ve sonra da tedavinin ilk adımı olan hormonlu spirali koyduk içeriye. Aşağıda histeroskopinin videosunu görebilirsiniz. İçeride salkım saçak duran yapılan ne yazık ki kanser dokusu.

Ardından da çok güçlü bir yapay progesteron hormonu bileşeni başladım. Aslında hormonlu spiral ile tümörün lokal kontrolünü sağlarken ağızdan alınan hormon bileşeni ile varsa tümörün dolaşımdaki ve rahimdeki varlığını kontrol altına almaya çalışıyoruz.

Açıkçası bu sistemik hormon ilacını kullanmak kolay değil. Çoğu hasta da yan etkisi olmasa da bazı hastalarda depresyon ciltte ciddi yağlanma ve kilo alımına neden olabiliyor. Ama pek bir seçeneğimizde yok. Hasta 6 ay ilacı kullandı. Sonra yine ameliyathane. Tekrar histeroskopi yaparak rahim içini değerlendirip her duvardan biyopsiler aldım. Rahim içi doku kamerada mükemmel görünüyordu. Ama belli olmuyor.

Bir hastamda yine aynı tedaviyi uyguladığımda içerisi mükemmel görünse de alınan biyopsi sonuçları atipik hiperplazi gelmişti (yani neredeyse kanser, o kadar tedavi ile hala atipi varsa kötü demektir) ve hastaya rahimini almamız gerektiğini söylemek zorunda kaldım.
Bu nedenle aileye fazla ümit vermeden patoloji sonucunu beklememiz gerekir dedim ama yeni bir hormonlu spirali tekrar yerleştirdim. Sonuç kötü gelir ise konservatif tedavi için bir 3 ay daha deneyebiliriz diye düşünmüştüm.

Patoloji sonucunu beklediğimiz 1 hafta aile içinde benim içinde bir türlü geçmek bilmedi. Sıtkı Hoca arayıp mutlu haberi verdi. Alınan biyopsilerin hepsi temiz gelmişti.
Hastamı embriyo transferi için yine aynı meslektaşıma gönderdim. Embriyolar mükemmeldi ve 2 embriyo transferi yapıldı. Bir kez daha heyecanlı bekleyiş başladı. 20 gün sonra mutlu haberi aldık.

Gebeydi 😊 Üstelik ikiz gebeydi. Biz pek tercih etmesek de Yaradan’ın işine karışılmaz.
Ve sonunda gebelik takibi başladı. Aslında hasta bir kez gebe kaldı mı kanser ile ilgili bir sorun çıkmıyor. Çok çok nadiren düşük olan bir grup hastada tümör nüksü bildirilmiştir. Ama bu olgular zaten nadir. Neyse sonuçta 16. gebelik haftasında kadar kazasız geldik zira ikiz gebeliğin kendisi zaten ciddi bir risk.

Uzun yıllardır 16.-20.gebelik haftalarında tüm hastalarıma vaginal yoldan rahim ağzı ölçümü yapıyorum. Gerçi son 2 yıldır daha önce 1 kez 2.trimesterde düşük yapmış tüm kadınlara öneriliyor olsa da ben ve benim gibi bu işle ilgilenenler rutin olarak ölçüm yapıyorlar. Konu ile ilgili çok güzel akademik bir yazıyı linkte okuyabilirsiniz: https://www.ajog.org/article/S0002-9378(16)30112-0/pdf

16. gebelik haftasında rahim ağzını ölçtüğümde “Kadehleşme” belirtisi olduğunu ve neredeyse 19 mm ye kadar rahim ağzının kısaldığını gördüm. Hastamı ve eşini karşıma alıp konuştum ve rahim ağzına bu bulgularla dikiş atılması gerektiğini söyledim. Off ki offf. Aşağıda kadehleşme belirtisini görüyorsunuz. Ölçülen kısmın arkasındaki açıklığa kadeh görüntüsü diyoruz.

RAhim ağzı yetmezliği olan gebede "kadehleşme" görüntüsü Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan

Rahim ağzına dikiş atma kararı bence çok kolay alınacak bir karar değil. Hele ikiz ise. İkize sütür atmak tartışmalı. Ama ben erken dönemde kadehleşme saptadığım hastalarda rahim ağzına dikiş koyuyorum. 2 tür teknik var. Biri sıklıkla uygulanan McDonald tipi sütürdür ki ben inanmıyorum. Diğer teknik ise Shirodkar tekniğidir. Daha risklidir ama sütürü daha yukarı yerleştirebilirsiniz ve bence uygun olandır. Konu hakkında yazmam gerekiyor. O zaman akademik olarak neden Shirodkar tekniğini tercih ettiğimi anlatırım şimdilik kısa keselim 😊

Hastam bir kez daha ameliyathane girdi ve neyse ki her şey yolunda gitti. Ameliyat sonrası kanaması olmadı, suyu gelmedi. Kontrole geldiğinde sütür yeri mükemmeldi. Gebeliğin geri kalanı kazasız belasız geçti çok şükür. Sadece gebeliğin diabeti nedeniyle biraz suyu artsa da diyet ile kontrol altına alındı. Ufaklıklar gayet iyi büyüdüler. Gelişme geriliği falan olmadı. Ne anne ne de bebekler açısından sorun çıkmadı.

37.Gebelik haftasına kadar geldik. Şimdi böyle yazınca bir kez daha vay be dedim 😊
Aile son derece heyecanlı, ben heyecanlı, ekip hazır hastayı artık son kez olacağını düşünerek ameliyathaneye aldık. Çocukları sorunsuz doğurtabildim.

Ama ikiz gebe doğumları daima problem çıkarmaya adaydır ve macera bitmemişti.
Çocuklar çıktıktan sonra rahim gevşedi ve kanamayı bir türlü durduramadık. Atoni gelişti. Gevşeyen rahim kasılamıyor ve kanama durmuyordu. Damardan ilaçlar verdik, rahimin kendisine ilaç enjekte edip dakikalarca masaj yaptık ama toparlanır gibi olup tekrar gevşedi. Mecburen B-Lynch dikişi denilen sütürden koyduk. Kabaca anlatmak gerekirse rahimi dertop edip adeta kendi üzerine diktik. Kanama durdu.

2,5 saat sonra odaya girdiğimde annenin kucağında bebekler, gözlerinde inanılmaz bir mutluluk baba yanında, çocukları emziriyordu. Bazen hiçbir şey söylemeden durup seyrettiğiniz anlar vardır ya öylesi bir andı işte.

Ama beni en çok etkileyen, dışarıda yanıma gelen, kim olduğunu hala bilmediğim aile büyüklerinden ak saçlı teyzedir. Geldi baktı dudaklarında ses çıkmadan gözlerinden yaşlar süzülerek teşekkür ederim dedi, sarıldı ve gitti. Canım benim.

Bir sürü yorgunluk, cefa falan söylenecek çok şey var ama işte bu; mesleği bırakmayıp yapma nedenimiz. Ve benim aileye, anne ve babaya teşekkür etmem gerekiyor. Bana güvendikleri için. Gerçekten bu öylesi önemli. Düşünecek olursanız 7 kez ameliyat oldu hasta. Güven olmadan olmayacak bir şey.

Şimdi yukarıda ki fotoğrafa bakıp söyleyin. Umudu kaybetmeden savaşma sanatı dediğimiz yaşamın kendisi bu öyküde değil mi?

Koocaman sevgiler
İyi ki varsınız, buralardayız ve yine paylaşıyoruz.

Notlar:
1. İkiz gebelerde rahim ağzına dikiş koymak gerçekten tartışılır ama bunu başka bir yazıya bırakalım.

2. RAhim ağzı kanseri olan hastalar belli kurallar çerçevesinde gebeliği deneyebilir. Ama konu ile ilgilenen jinekolog aile ile mutlaka detaylı konuşmalı olası riskleri anlatmalı ve en ufak bir şüphede evreleme cerrahisi yapılmalı. Detaylı bilgi için aşağıdaki linke bakabilirsiniz.

Rahim Kanseri Hastaları Gebe Kalabilir mi? Doğurganlığı Korumak Mümkün mü?

3. Tüp bebek döngüsünü yapan meslektaşımın adını ailenin isteği doğrultusunda yazmadım. Açıkçası onların isteğidir.