Menopoz Döneminde Kadın, Eğitim, Erkek ve Sonuçta Cinselliğe Dair Sorular, Sorunlar…

767

menopozvecinsellikweb Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan

“Ondan nefret ediyorum !” dedi hastam. “Öyle bakmayın Süleyman Bey gerçekten nefret ediyorum. Hem siz benim yumurtalıklarımı da almadınız mı ameliyat sırasında? O zaman nasıl oluyor?”

Soran gözlerle baktığımda ise kızgın, şaşkın ve yaşadığı olayın gelişimini kavrayamayanların yüzlerinde gördüğüm o ifade ile bakıp devam etti; “Yani nasıl ona dokunmayı ve bana sarılmasını istiyorum? Liseli kızlar gibi nerede olduğunu, kiminle olduğunu merak ediyor ve beni aramadığında sinir oluyorum? Ve onunla (kısa bir iç çekiş) off biliyorsunuz işte !”

2012 yılında katıldığım bir toplantıda salondaki meslektaşlarımdan biri sordu: “İnsanoğlu için cinsellik ne zaman başlar ve ne zaman biter?”

Soruyu “Anne karnında başlar ve mezarda biter” diye cevapladım.

Helen Kaplan 1991 yılında yazdığı derlemede çok güzel ifade eder: “Kadın ve Erkek sağlıklı oldukları, iyi ve yeterli bir eşe sahip oldukları sürece, yaşamlarının sonuna kadar seksüel aktif kalmaktadırlar.”

Hastamın şaşırmasına neden olan yaşadığı duygu durum ve tekrar cinsel ilgi duyduğu birine, üstelik 55 yaşında rastlamış olması. Ama onun yaşadığı bu duygusal karmaşanın temel nedeni, sadece buralarda değil tüm dünyada cinsellik ile ilgili kafamızda yer etmiş dogmalar.

Pek çok kültürde yan yana gelmesi mümkün olmadığı düşünülen iki kelime; menopoz ve kadın cinselliği tabu kabul edilir. Zira klasik söylem şöyle şekillenir: “Bilgeliğe giden yaşlanma sürecinde, tutkular engeldir” (Afili cümle, okuduğum bir kitaptan çaldım da, kitabı hatırlayamadım iyi mi? )

Anne ve/veya büyük anne olan bir kadının cinsellikten bahsetmesi, birine böylesi ilgi duyması “ayıp” kabul edilir. Oysa literatürde, “negotiating sexuality” olarak tanımlanan ve “eşi ile cinselliği konuşması, paylaşması” şeklinde özetleyebileceğimiz kavram, menopoz dönemdeki kadın açısından da son derece önemlidir.

Kadın bu dönemde cinselliğine dair fiziksel ve psikoseksüel uyarıları kontrol edememekten korkarken, yaşamayı istediği cinsel deneyime dair tutku, sosyal reddedilme riskini de beraberinde getirmektedir. “Bu yaşta nasıl yaa?” söylemleri erkek egemen dünyada kadın açısından çekilmez bir hal alabilir.

Bu arada öncelikle görsel medya daima bir miti dayatmaktadır; “Cinsellik, sadece güzel ve genç görünen kadınların hakkıdır!” Hele kadın menopozda ise! Şu çekilen dizilerdeki klasik “yaşını başını almış” kadın tiplemelerine bir bakın lütfen. Hepsi tipik olarak “anaç” ve “aseksüel” kadınlardır.

Evveett biliyorum, anne ve babanız asla bir birine dokunmadı, onlar elim sende oynarlardı, sizi leylekler getirdi ve hatta bazılarımızı lahana tarlasında buldular Bu şekilde kendi kendimizi kandırıyoruz, farkındasınız değil mi? Ve bilin ki hala elim sende oynamaya devam ediyorlar

Zannetmeyin ki bu algı sadece sizlere ait. Doktorlar içinde cinsellik, hele menopozda cinsellik, ciddi olarak algılamamayı seçtiğimiz bir konu. Sonuçta bizler de içinde bulunduğumuz toplumun algıları doğrultusunda şekillenen canlılarız.

Başasistan ve doçentliğim sırasında, çok aktif olarak asistanlara ameliyat yaptırdığım için, benden zaman zaman fırça yerlerdi. Tahmin edersiniz, fırça konusu hasta ve yapılacak ameliyata göre değişiyordu. Rahim ve idrar torbasında sarkması olan hastaların ameliyatı öncesi en önemli fırça nedeni cinsel aktif olup olmadıkları üzerineydi.

Bu ameliyatlar sıklıkla menopozdaki hastaya yapılır ve ameliyat tekniği olarak rahimi aşağıdan çıkarmayı seçtiğimiz için, o bölgeyi biraz daraltırız. Ama bu “daraltma” işleminin derecesi kadının cinsel aktif olup olmaması ile yakından ilgilidir. Zira gereksiz daraltırsanız, fazla geçmez üç beş ay sonra hastanın eşi sizi bulur: “Hocam ne yaptın?” diye hesap sorar.

Asistanların kafalarındaki kalıplardan kurtulmaları uzun sürer. Vazgeçtim 50 -55 yaşındakileri, 60 hatta 70 yaşındaki dünya tatlısı teyzelerin cinsel aktif olabilecekleri akıllarına bile gelmez. Çünkü onlar “torun torba sahibi”dirler!

Ama benim zorlamam ile sorduklarında, aldıkları cevaplar karşısında yüzlerinde beliren şaşkın ifadeyi hep çok sevmişimdir. Bir daha da sormayı, asla unutmazlar.

Cinsellik söz konusu olduğunda bazı mitlere inanıyor olmamızın nedeni, dünya üzerindeki neredeyse tüm toplumlarda cinselliğin var olan “ayıp” kavramı nedeniyle tek boyutlu algılanmasıdır.

Oysa cinsellik dediğimiz kavram; psikolojik, biyolojik, ahlaki ve kültürel yönleri olan, çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreç yaşam boyu devam eden bir devinimdir ve kişinin hayat boyu edindiği bilgiler, geliştirdiği kimlik, ilişki ve mahremiyetler sonucu oluşur, gelişir ve hayat boyu da, gelişmeye devam eder.

Menopoz dönemde ki kadında, burada çok da ayrıntılı bahsetmek istemediğim ama son derece önemli değişimler ortaya çıkar. Bu değişimleri 3 ana başlık altında değerlendirebiliriz:

1. Fiziksel Değişimler: Santral/Erkeksi tipte yağlanma (işte bu nedenle menopoz dönemindeki kadın spor yapmalı ve diyetine dikkat etmelidir); kolajen düzeyinde azalma ve özellikle yüzde ortaya çıkan “yaşlı” görüntü (Bu nedenle sigara içiyorsanız mutlaka vaz geçmelisiniz); sıcak basması, aşırı terleme gibi belirtiler; kadın cinselliğini doğrudan etkileyen “kuruluk”, idrar kaçırma gibi problemler

2. Psikolojik Değişimler: Özellikle depresyonun belirgin olarak izlendiği duygu durum değişimleri; çocukların evlenmesi veya okumak için başka şehre taşınması ile ortaya çıkan ve eşin ilgisizliği ile derinleşen “boş yuva sendromu”. Kadın kendini yalnız ev mutsuz hisseder.

3. Bilişsel Değişimler: Dikkat kaybı, kısa dönem hafızada ortaya çıkan problemler; öğrenme güçlüğü ile beraber ortaya çıkan sorunlar, problemleri “anlayıp kavrayamama” şikayeti sıktır. Matematik öğretmeni olan hastalarım “havuz problemi” çözemediklerinden yakınırlar. Önerim bol bol bilmece sudoku falan çözmenizdir. Bişisel fonksiyonlarınıza iyi gelir.

Bu 3 ana başlık altında saydığımız menopozal dönemde kadınlarda ortaya çıkan değişimler kadında özgüven kaybına sebep olurken beraberinde cinselliğini doğrudan olumsuz etkiler. Ama en önemli nokta bu değişimlerin kadının beden imgesine (body image) verdiği zarardır.

Beden imgesi, psikolojik ve nörolojik süreçlerin etkisi ile yaşam boyunca dinamik bir biçimde tekrar tekrar şekillenen düşünsel ve/veya ruhsal “yapı”dır.

Nörobiyolojik, psikolojik tüm süreçler yaşam boyunca kişinin beden imgesi ile ilgili algısını değiştirebilir. Beden imgesi cinsel kimliğin en önemli boyutlarından biridir.

Cinsel aktivite sırasında kişinin deneyimlediği fiziksel, duygusal ilişkinin boyutu ve kalitesi beden imgesini doğrudan etkilediği gibi, beden imgesi cinsel işlev ve cevabı da etkileyerek değiştirebilir.

Menopoz dönemi ile yaşanan bedensel ve ruhsal değişim beraberinde bu algıyı da olumsuz yönde değiştirmekte, kadında özgüven kaybına neden olmaktadır.

Hem cinslerimin olumsuz söylemleri ve davranışları ise bu algıyı daha da arttırmaktadır. Özellikle eğitim düzeyi düşük kadınlar kendilerine dayatılan “anne” rolünü, bulunduğu sosyal ortam içinde kabullenmekte ve toplum içinde yerleşik “annelik/büyükannelik” rol modeli ile tanımlanan “aseksüel” bir beden imgesi ile kendini tanımlamaktadır.

Diğer taraftan “erkekliğin” kesinlikle sorgulanamadığı erkek egemen coğrafyada, erkeğin cinsel problemleri doğrudan kadının cinselliğini etkilemekte ama erkeklerin pek azı doktora başvurarak tedavi olmayı seçmektedir.

Bizlerin tercih ettiği yöntemler, arkadaş muhabbetleri sırasında kulaktan dolma öğrendiklerimiz ve Google reklamları sayesinde tanıştığımız ürünlerdir. Bu saydıklarım ise derde deva olmaktan uzak çarelerdir.

Erkeğin cinsel problemleri kadın cinselliğini doğrudan etkilemektedir. Ve bilin ki, “Helga Türk erkeklerine bayıldı” türü haberler, boyalı basının reyting amaçlı bilinçaltımızı gıdıklama girişimlerinden başka bir şey değildir.

Türkiye’de 40 yaşını geçmiş erkeklerde sertleşme problemi sıklığı %70’dir (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/103149.asp) Haberdeki açıklamaları yapan değerli Ateş Hocam’ın bana da söylediği gibi “Bir sabah uyanacaksın Süleyman ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

Dolayısıyla kadının ve eşinin eğitim düzeyi ile erkekte ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozuklukları menopoz dönemindeki kadının cinselliğini doğrudan etkilemektedir.

Akademik bağlamda bu iddia, SWAN çalışması gibi büyük ölçekli araştırmalara dayanmaktadır. Eğitim düzeyi arttıkça kadının cinselliğe bakışı, aldığı haz ve kadının cinsel fonksiyonlarının değerlendirildiği farklı testlerde elde edilen sonuçlar olumlu yönde artmaktadır.

Özellikle lise ve üniversite mezunlarına uygulanan testlerde elde edilen sonuçlar diğer kadınlara göre belirgin biçimde daha yüksektir.

Nappi ve ark.larının yayınladıkları çok merkezli CLOSER çalışmasının sonuçlarından bahsetmek gerekir. Bu yıl (2013) yayınlanan araştırma, menopoz ile beraber ortaya çıkan “kuruluğun” kadın ve eşi üzerindeki etkisini değerlendiren araştırmadır.

Çalışmanın vurucu sonuçlarından biri; kuruluk, beraberinde eşde sertleşme problemi varsa ilişkiyi cinsellik bağlamında çok kötü biçimde etkilediğini göstermiş olmasıdır.

Yine İspanya’da, yaşları 40-65 arasında değişen 179 cinsel aktif kadın üzerinde yapılan ve 2012 de yayınlanan MARIA çalışması peri ve postmenopozal dönemde kadının ve eşinin eğitim düzeyinin cinsellik skorları ile pozitif korelasyon gösterirken, eşte var olan sertleşme probleminin negatif korelasyon gösterdiğini saptamıştır.

Tüm dünyada insan ömrü uzarken Türkiye’ye ait verilerde benzer bir yükselme gösterdi. Ortalama kadın ömrü; 2003 yılında 73.4, 2005’de 73.8, 2007’de 74.2, 2008 yılında 75.8 iken, 2009 yılında 76.1’dir.

Dolayısıyla kadının menopoz döneminde geçirdiği süre uzadı ve uzamaya devam edecek. Bugün artık Kuzey İskandinav ülkelerinde beklenen yaşam süresi kadınlarda ortalama 90 civarındadır. Türkiye’de de benzer bir durum söz konusudur.

Kadının yaşam döngüsü içinde değişmeyen temel rakamlardan biri “menopoz yaşı”dır. İlk adet yaşı giderek düşerken (bunu da bir ara tartışmalıyız), menopoz yaşı değişmemektedir ve 50 yaş civarındadır. Diğer bir bakış açısı ile kadının menopoz döneminde geçirdiği süre, ülkemiz için 2009 yılı verileri ile yaklaşık 26 yıldır!

Sonuçta giderek uzayan bu dönem kadının yaşam kalitesini koruyacak önlemleri almasını gerekli kılan, dolayısıyla süreç içinde pek çok açıdan hayata adapte olması için önceliklerini, gerçeklerden uzaklaşmadan (plastik cerrahın kapısını çok fazla çalmadan ), tekrar gözden geçirmesi gereken bir dönemdir.

Bu süreçte kadının cinselliği, kaliteli yaşamın ayrılmaz parçasıdır. Cinsellik bağlamında problemleri ile doktorlara başvuran siz kadınlara farklı çözümler sunabilmek mümkündür.

Ancak cinselliği etkileyen faktörlerin fazlalığı ve kişilere göre değişen doğası nedeniyle cinsel fonksiyon bozukluğu nedeniyle jinekoloğa başvuran kadının derdine çare aranırken, tüm bu faktörler göz önünde bulundurulmalı, sadece hasta değil, eşi de değerlendirilmeli, gereğinde hasta diğer disiplinlerle konsülte edilerek, bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.

Yukarıda yazdıklarımı ve bir daha hiçbir yerde duyamacağınız akademik lakırdıları dinlemek isterseniz Perşembe günkü konuşmamı canlı olarak internet veya cep telefonunuzdan izleyebilirsiniz.

Freud’un tüm söylemlerine katılmasam da bir sözünü seviyorum “Cinsellik yetişkinlerin elinde kalmış son ve tek oyuncaktır” demiş hazret.

Siz siz olun oyuncağınıza sahip çıkın

Sevgi ve saygı ile, canlı yayında görüşmek üzere

İyi ki varsınız…

Not: Yazımın girişinde bahsettiğim hastama ne önerirdiniz? Tamam mı? Devam mı?

Kaynakça
1. Castellanos-Torres E, Álvarez-Dardet C, Ruiz-Muñoz D, Pérez G. Social determinants of sexual satisfaction in Spain considered from the gender perspective. Ann. Epidemiol. 2013;23(3):150-156.
2. Pelusi J. Sexuality and body image. Research on breast cancer survivors documents altered body image and sexuality. Am. J. Nurs. 2006; 106: 32-38.
3. Kundakovic M, Gudsnuk K, Franks B, Madrid J, Miller RL, Perera FP, Champagne FA. Sex-specific epigenetic disruption and behavioral changes following low-dose in utero bisphenol A exposure. Proc. Natl. Acad. Sci U S A. 2013; 110(24):9956-9961.
4. http://tr.wikipedia.org/wiki/Beklenen_yaşam_süresi
5. Sternfeld B, Guthrie KA, Ensrud KE, Lacroix AZ. et al. Efficacy of exercise for menopausal symptoms: a randomized controlled trial. Menopause. 2013; 12.
6. Wood JM, Mansfield PK, Koch PB. Negotiating sexual agency: postmenopausal women’s meaning and experience of sexual desire. Qual Health Res. 2007;17(2):189-200.
7. Dennerstein L, Randolph J, Taffe J, Dudley E, Burger H. Hormones, mood, sexuality, and the menopausal transition. Fertil Steril. 2002 ; 77:42-48.
8. Cain V.S., Johannes C.B., Avis N.E., Mohr B., Schocken M., Skurnick J., Ory M. Sexual functioning and practices in a multi-ethnic study of midlife women: baseline results from SWAN. J. Sex. Res. 2003; 40: 266-276.
9. Pérez-López FR, Fernández-Alonso AM, Trabalón-Pastor M, Vara C, Chedraui P; MenopAuse RIsk Assessment (MARIA) Research Group. Assessment of sexual function and related factors in mid-aged sexually active Spanish women with the six-item Female Sex Function Index. Menopause. 2012; 19:1224-1230.
10. Nappi RE, Kingsberg S, Maamari R, Simon J. The CLOSER (CLarifying Vaginal Atrophy’s Impact On SEx and Relationships) survey: implications of vaginal discomfort in postmenopausal women and in male partners. J Sex Med. 2013; 10: 2232-2241
11. Aziz A., Brännström M., Bergquist C., Silfverstolpe G. Perimenopausal androgen decline after oophorectomy does not influence sexuality or psychological well-being. Fertil Steril. 2005; 83: 1021-1028.