Peygamberimiz, Siyam İkizleri ve Balinalar

1718

6 ocak 2014 tarihinde haber sitelerinde ilginç bir haber vardı. Kalifornia’da lagoon içinde yapışık, siyam ikizi balina yavruları doğmuştu. (http://www.petethomasoutdoors.com/2014/01/scientists-find-conjoined-gray-whale-calves-in-baja-california-lagoon-discovery-could-be-a-first.html)

Habere göre balinaların ikiz doğum yapmaları son derece nadir ama balinalar memeli de olsa, yapışık ikiz doğum hiç bildirilmemiş. Bu yavrular, balinalara ait dökümante edilen ilk yapışık ikiz olgusu olarak bilimsel literatüre girdi. Linki tıklayarak videoyu seyredebilirsiniz.

Benim yapışık ikizlerle ilgili tanışıklığı 20 yıl öncesine dayanıyor.

1993 yılının yazıydı. Bu yaşlı adam o tarihte, doğumhanede çömez asistan kadrosunda nöbet tutuyordu. Yine o tarihlerde iki devlet hastanesi bir şekilde kapalıydı ve İstanbul’daki diğer kısıtlı hastane sayısı doğumlara yetişemiyordu.

Hastaları asistan odasına yatırıyorduk zira servislerde yer yoktu. Doğumhane turu o zamanlar 6 ay sürüyordu ve 1993 yılında  İTF Kadın Doğum doğumhanesinde 7500 doğum oldu! O kadar yani

Böylesi sıcak, yapış yapış, kan ve amnios mayiine bulanmış bir biçimde çalışırken,  sedye üzerinde apar topar bir hasta getirildi. Kıdemlilerim ve hemşireler koştular, hastanın bacaklarının arasından bebeğin kordonu sarkıyordu.

Kordon sarkması bizimkiler için olabilecek en kötü komplikasyonlardan biridir. Çocuğun kaybedilme riski son derece yüksektir, üstelik acil sezaryen sırasında rahime de zarar verme ihtimaliniz fazladır. Böyle bir durumda ilk bakılan çocuğun kalp atımının olup olmadığı ve gebelik haftasıdır. Bu bulgulara göre sezaryene karar verilir.

Bebek sadece 25 haftalıktı ve o dönemde yaşatılabilmesi en azından ülkemiz babında imkansızdı. Kaldı ki zaten kalp atımı da yoktu. Kaybedilmişti. Rahim ağzı açılmıştı ve bir şekilde normal doğumun yaptırılması gerekiyordu. Bilen bilir, bu tip işler hep çömezlerin hanesine yazılır.

Bu noktada en “kıdemli” çömez ben olduğum için  hasta bana devredildi ve doğumhane ile ameliyathane arasındaki koşuşturma kaldığı yerden devam etti.

Hasta ile baş başa kaldık. Kadının 4.doğumuydu ve kendi ifadesi ile “daha önce ki doğumlarında hiç olmayan” garip bir sancısı vardı. Çömezlik sırasında tecrübesizlik, kıdemli asistanlık sırasında ise “egomuz” nedeniyle hastaya pek kulak vermeyiz.

Sonra yavaş yavaş öğreniyor insan, hastaların şikayetlerine dikkat etmeyi ve gerçek hayatın kitaplarda yazdığı gibi olmadığını.

Anlayacağınız hastanın ağrısı konusunda söylediklerini çok da önemsemedim. Muayene ettiğimde doğum kanalında elime gelen küçük bir ayak ve bacaktı. Bu tip doğumlarda fetusun bacağını çekip rahim ağzına oturtmak gerekir ki, rahim ağzı daha iyi açılsın.

Ama dedim ya çömezdim, bu manevra için kıdemlilerime danışmam gerekiyordu. Kıdemlilerim fetusun gebelik haftası küçük olduğu ve kalp atımı olmadığı için manevrayı yapabileceğimi ama yapmasam bile hastanın 4.doğumu olduğu için biraz daha uzun sürse de kendi kendine doğumun gerçekleşeceğini söylediler.

Bunun üzerine dokunmadım ve doğum eylemini spontan gelişimine bıraktım. Diğer hastalar ile uğraşırken birkaç saat geçti ve hasta doğuramadı. Muayene ettiğimde rahim ağzı açılmamıştı, gelen kısım hala aynı yerde duruyordu. Hasta ağrısının bir garip olduğunu ve kuşak gibi saplandığını söyledi.

Tekrar muayene ettiğimde bacağın yanında bir ayak onunda yanında el mi ayak mı anlayamadığım bir organ daha olduğunu hissettim. Önde gelen bacağı çekmek istediğimde aşağıya gelmediğini gördüm. 7 aylık asistandım ve neler olduğunu değerlendirmem imkansızdı.

Kıdemlilerimi çağırdım. Onlar da anlayamadılar ve ultrasonu hasta başına çektik. Öyle şimdiki gibi 4 boyutlu afili ultrasonlar falan yok o zaman. 20 yıl öncesinden bahsediyoruz. Üstelikte rahim ağzı açılmış bedenin bir kısmı bu bölümden dışarı çıkmış bir fetusu değerlendirmek, hele asistan düzeyinde na-mümkündü.

Kıdemlilerimde cerrahi branşların askeri düzenine uydular ve şimdinin profesörü ama her daim abimiz ve o zamanın başasistanı Prof.Dr.Hayri Ermiş’i çağırdılar. Ultrason üstadı Hayri Abi geldi, muayene etti, ultrason ile baktı ve ağzımızı açık bırakan tanıyı koydu. “Siyam ikizi, yapışık ikiz bu” dedi.

Biz içimizden “ohaaa” derken, herkes işi gücü bırakıp hastanın başına toplandı. Kadıncağız ilgiden ve ne olduğunu anlayamamanın tedirginliği ile bizlere soran gözlerle bakıyordu.

Hayri Abi “Merak etmeyin çocuğunuzu kaybetmeniz hayırlı olmuş, ciddi bir anormalliği varmış, daha önce hiç gebelik muayenesine gittiniz mi?” diyerek kadının biraz gönlünü aldı, üzüntüsünü hafifletmeye çalıştı ve sonrasında soracağı sorular için onu hazırladı.

Ardından bize dönerek “Şimdilik normal gidişine bırakalım, rahim yırtılma riski var, kuşak tarzı ağrı o yüzden ama gebelik haftası küçük, normal doğum olabilir, olmaz ise ona göre bir plan yaparız ancak gelen kısmı çekerek zorlamayın” dedi.

5 saat sonra kadın normal yoldan doğum yaptı. Fetuslar beden ve kafalarından yapışıktılar. Ve ben de ilk kez yapışık ikiz kavramı ile tanıştım.

MS 100-800 yılları arasında Güney Amerika’nın Büyük Okyanusa komşu dar bir kıyı kesimine Moche Antik Uygarlığı yaşardı. Oldukça zengin bir uygarlıktı ve en önemli özelliklerinden biri kişilerin anatomik özelliklerini ayrıntılı biçimde ve kesin doğrulukta betimleyen portreler ve seramik heykeller yapmalarıydı. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Portre)

İşte bu heykellerin bazılarında yapışık ikizler betimlenmiştir. Tarihte yapışık ikizlere ait ilk bulgu Moche Uygarlığına aittir.

Ama bilmelisiniz ki, yapışık ikizler biz müslümanlar ve İslam tarihi açısından da son derece önemli.

Peygamberimiz Hz. Muhammet (SAV)’in dedesi Hz.Şeybe Abdulmuttalip’tir. Esas adı beyaz saçlı doğduğu için Şeybe’dir ama lakabı olan  “Abdülmuttalip” ile tanınmıştır. Hz.Muhammet (SAV) dedesinin dedesi ise Haşim bin Abdimenaf’tır.

Rivayete göre Peygamberimizin dedesinin dedesi Haşim bin Abdimenaf ile kardeşi Abdişems bin Abdimenaf yapışık ikiz olarak doğdular. Haşim’in ayağı Abdişems’in başına yapışıktı. Ve babaları Abd Menâf bin Kusayy, yapışık olarak doğan oğullarını bir kılıç darbesi ile ayırdı. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ha%C5%9Fim_bin_Abdimenaf)

Kehanete göre Abd Menâf bin Kusayy’ın vurduğu kılaç darbesi ile ayırdığı oğulları arasında akan kan, her iki oğulun soyundan gelenlerin kaderini çizdi ve yüzlerce yıl devam eden savaşların habercisi oldu. Böylece 750 yılında iki soy karşı karşıya geldi. Kan döküldü. (The Life of the Prophet Muhammad: Al-Sira Al-Nabawiyya By Ibn Kathir, Trevor Le Gassick, Muneer Fareed, pg. 132) (http://en.wikipedia.org/wiki/Conjoined_twins)

İslam tarihine girmek istemiyorum ama Haşimiler, Abbasiler ve Emeviler arasında yaşananlar ilgi çekicidir, 4 halife dönemi açısından da önemlidir. Genellikle buralarda es geçilen konulardandır.

Neyse İslam tarihi konumuz değil ama Peygamberimizin büyük büyük dedesinin yapışık ikiz olması başlı başına konuyu ilginç kılmaktadır.

Sonuçta aynı yumurta ikizleri kazasız belasız doğduklarında bizlere çok şirin gelseler de, aslında teratojenik yani anormal bir süreç. Döllenmiş yumurtanın protoplazmasının ikiye ayrılması olmaması gereken bir durum.

Bu bölünme erken dönemde olursa birbirine tıpatıp benzeyen tek yumurta ikizleri doğmakta, ama bu bölünme gecikirse, 12 günden sonra gerçekleşirse yapışık ikizler dünyaya gelmektedir.

Evet gelelim bu konuyu yazma nedenime. Son 3 aydır aklımda ama bir türlü yazamadım. Haşim bin Abdimenaf ve kardeşi ile öyküyü İslam tarihinden biliyorum. Ancak 3 ay önce gelen bir hasta nedeniyle açıp tekrar okudum ve yazmayı çok istedim. Ancak vakit buldum.

Gelen hasta benim çok sevdiğim Karadenizli bir hastamın kardeşiydi. “Tanısını bir türlü koyamadıkları bir problem var hocam” diye aradı beni. Kardeşinin ikizlere hamile olduğunu ama ikizlerden birinde problem bulunduğunu ama ne olduğunu anlayamadıklarını söyledi.

Aslında anlayamama nedenleri gebeliğin erken döneminde olmasıydı. Ben ise hastayı 13 haftalık iken gördüm. Meslektaşlarım bekleseler tanıyı çok rahat koyabilirlerdi. Bariz biçimde görülüyor. Siyam ikizi balina yavruları kadar nadir mi? Bilemem. Ama nadir görülebilecek bir anormallik olduğu kesin.

Hastanın aslında üçüz gebeliği vardı ama çocuklardan ikisi siyam ikiziydi. Hastanın iki yumurtası ayrı ayrı döllenmişti. Her şey yolunda gitse farklı yumurta ikizleri olacaktı. Ama döllenmiş yumurtalardan biri döllenmenin 12.gününden sonra bir kez daha bölünmüş ve siyam ikizi oluşmuştu.

Eğer linki tıklarsanız fetuslara ait ultrasonu izleyebilirsiniz. Kısa, 19 sn.lik bir video. Umarım ilginizi çeker   http://www.youtube.com/watch?v=ggYjTaHussI

Son söz; yaşamın kendisi daima sürprizlere gebe ve hayat bize her daim beklenmeyeni sunar.

O nedenle yaşama dair sürprizlere asla hazırlıklı olmayız. Ama  kendimizi ve çocuklarımızı bu olaylar karşısında akılcıl davranacak bilgi birikimine ve ruhlarımızı dirençli kılacak yaşama sevincine sahip yetiştirmek hayata dair kilit taşımız olmalıdır.

İyi pazarlar, umarım dışarıda ışıldayan günün keyfini çıkarttınız ve güzel bir gün geçirdiniz.
Sevgi ve Saygı ile

İyi ki varsınız…

Not: Siyam ikizi tanımı, yapışık ikiz kavramını tüm dünyaya tanıtan Chang ve Eng kardeşlere atfen kullanılır. Siyam’da 1811 yılında doğduklarında göğüslerinin alt kısmından bant şeklinde bir et parçası ile birbirlerine bağlıydılar ve karaciğerleri ortaktı.

17 yaşına geldiklerinde Siyam kralının izni ile Amerika’ya gittiler. Burada gösteri dünyasında boy gösterdiler ve soylular ile tanıştılar. 1843 yılında Adelaide Yates ve Sarah Anne isimli iki kız kardeş ile evlendiler. Daha sonraki 31 yıl boyunca tam 21 çocukları oldu!!! (http://en.wikipedia.org/wiki/Chang_and_Eng_Bunker) 1874 yılında 63 yaşında iken öldüler.

Görseller: 1. Mocha kültürüne ait ikiz bebekler (http://www.gnoxis.com/perudaki-lanetli-piramitler-%3B-el-brujo-27737.html) ve Wikipediadan Haşim bin Abdimenaf’ın portresi (http://en.wikipedia.org/wiki/Hashim_ibn_Abd_Manaf)