Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) Ve Yönetimi

5669

Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) ve Yönetimi

Tanımlamalar, Sınıflamalar

Gebelikte hipertansiyon en sık görülen tıbbi komplikasyondur ve gebelerin %5-10’unda bildirilmiştir. Kan basıncının dört saat arayla 140/90 mmHg ya da üzerinde olması yüksek tansiyon olarak nitelendirilir ve ileri tetkik ve değerlendirme gerektirir. Gebelikte tansiyon yüksekliği şu şekilde sınıflandırılır:

Kronik hipertansiyon: Gebeliğin 20. haftasından önce kan basıncı yüksektir ve doğum sonrası 6 hafta geçtikten sonra da yüksek seyreder. Genellikle gebelik öncesinde de tansiyon yüksektir, fakat tanı konmamıştır.

Gestasyonel hipertansiyon: Gebelikte ya da doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde kan basıncı 140/90 mmHg ya da üzerindedir, ancak preeklampsi belirti ve bulguları yoktur ve kan basıncı doğum sonrası 6 hafta içinde normale döner.

Preeklampsi: Gebeliğin 20. haftasından sonra ya da doğumdan sonra yüksek kan basıncı ile birlikte idrar protein kaybı olmasıdır. Ödem normal gebeliklerde de görülebildiğinden preeklampsi için bir tanı kriteri değildir.

Kronik hipertansiyon ve süperempoze preeklampsi: Kronik hipertansiyona yeni gelişen proteinüri eklenmesi ya da 20. haftadan önce hipertansiyonla birlikte proteinürisi de olan hastalarda hipertansiyon ve proteinürinin ağırlaşması ve preeklampsi belirtilerinin eklenmesi olarak tanımlanır.

Preeklampside Risk Faktörleri

Preeklampsi için risk faktörleri arasında ilk gebelik olması, anne yaşının 20’nin altında ya da 40’ın üzerinde olması, düşük sosyoekonomik düzey, obezite, çoğul gebelik, ailede ya da önceki gebeliklerde preeklampsi öyküsü, kronik hipertansiyon, böbrek hastalığı, şeker hastalığı, sistemik lupus eritematozus ve antifosfolipid sendromu gibi sistemik hastalıkların varlığı sayılabilir. Preeklampsinin nedeni net olarak bilinmemektedir.

Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan
http://www.netterimages.com/image/3020.htm sitesinden alınmıştır

Gebelikte kan basıncının yüksek olması halinde ilk araştırılması gereken idrarda protein kaybı (proteinüri) olup olmadığıdır. Altı saat arayla alınan en az iki idrar örneğinde 1+ ve üzerinde protein saptanması proteinüri olarak değerlendirilir. Daha güvenilir olanı 24 saatlik idrar örneğindeki protein miktarının ölçülmesidir ve 24 saatlik idrarda 300 mg’ın üzerinde protein varlığında proteinüriden bahsedilir. Preeklampside ayrıca baş ağrısı, bulanık görme, geçici görme kaybı ve ışığa duyarlılık gibi görme bozuklukları, karın üst bölgesinde özellikle sağda ağrı, bulantı-kusma, baş dönmesi, ani kilo artışı ve idrar miktarında azalma görülebilir. Laboratuvar açısından proteinüriye ek olarak karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinde bozulma ve trombosit (kanamanın durmasını sağlayan hücreler) sayısında azalma görülebilir. Ayrıca bebekte büyüme kısıtlılığı ve amniyotik sıvı miktarında azalma ortaya çıkabilir. Preeklampsi hafif kan basıncı yüksekliğinden çoklu organ disfonksiyonuna kadar varan farklı tablolara yol açabilir ve hastalığın şiddetinin belirlenmesi doğru yönetilmesi için gereklidir.Bu nedenle, kendi içinde hafif ve ağır preeklampsi, ayrıca eklampsi ve HELLP (‘hemolysis, elevated liver enzymesi, low platelets) sendromu olarak ele alınır:

Hafif preeklampsi: Kan basıncı 160/110 mmHg’nın altındadır ve proteinüri eser ya da 1+’tir. Baş ağrısı, görme bozukluğu, üst karın ağrısı, idrar miktarında azalma, akciğer ödemi yoktur ve laboratuvar testleri normaldir. Ayrıca bebeğin büyümesi ve amniyotik sıvı miktarı normaldir. Annenin ve bebeğin değerlendirilmesi için preeklampsi tanısı konan gebeler hastaneye yatırılmalıdır. 37. hafta öncesinde kan basıncı düşen ve belirgin proteinürisi (24 saatte 500 mg’ın altında) olmayan, diğer laboratuvar testleri normal olan ve bebekle ilgili sorun olmayan hastalar evde takiplerine devam etmek ve haftada iki kez hekim tarafından değerlendirilmek üzere ayaktan izlenebilir. 37. haftanın üzerinde ise rahim ağzı uygunsa suni sancıyla normal doğum başlatılabilir, eğer değilse hastanede yakın takip altında en fazla 40. haftaya kadar beklenebilir.

Ağır preeklampsi: Kan basıncı 160/110 mmHg ya da üzerinde, proteinüri ise 24 saatte 5 gram ya da üzerindedir. Baş ağrısı, görme bozuklukları, idrar miktarında azalma (

Eklampsi: Preeklampsiye ek olarak sara nöbeti benzeri nöbet eklenir. Tedavi doğumdur ve magnezyum sülfat başlanmalıdır.

HELLP sendromu: Ek olarak hemoliz (kan hücrelerinin yıkımı), karaciğer enzimlerinde artış ve trombosit düşüklüğü vardır. Gebelik haftası ne olursa olsun doğum yaptırtılmalıdır. Kafa içinde ve karaciğerde kanama ve genel kanama bozukluğu gelişebilir. Trombosit sayıları 50000/dl’den azsa doğum öncesinde trombosit verilerek düzeltilmelidir. Ayrıca steroid (deksametazon) tedavisi yapılabilir.

Doğum şekli rahim ağzı uygun olmayanlarda, 30 haftanın altında, ayrıca bebekte büyüme kısıtlılığı ve amniyotik sıvı miktarında azalma olanlarda sezaryen olabilir.

Preeklampsinin komplikasyonları şiddetiyle orantılı olarak artar ve böbrek yetersizliği, karaciğer hematomu, beyinde ödem ve kanama, akciğer ödemi, retina dekolmanı, ablasyo plasenta, yaygın damar içi pıhtılaşma, anne kaybı, bebekte büyüme kısıtlılığı, bebeğin kaybedilmesi ve prematüriteyle ilişkili sorunlar olarak özetlenebilir.

Doğum sonrasında ağır preeklampsi, eklampsi ya da HELLP sendromu gelişen hastalar 24 saat süreyle nöbetleri önlemek amacıyla magnezyum sülfat almalıdır. Ayrıca kan basıncı düzeylerine göre bir süre daha tansiyon ilacı kullanmak gerekebilir ve hastanın doğumdan 6-12 hafta sonra hipertansiyon açısından değerlendirilmesi önerilir. Ancak genel durum ve laboratuvar bulguları düzeldikten ve kan basıncı kontrol altına alındıktan sonra taburcu olmaya izin verilir.