Seksilik Nedir ? Ne değildir ?

2559

Rivayete göre Kleopatra: “Seksi kadın uzun boylu ve/veya uzun boyunlu olur” buyurmuş. Kendisi kısa ama son derece uzun boyunluymuş.

Audrey Hepburn bu tanımlamaya mükemmel uyan, uzun boylu ve uzun boyunlu aynı zamanda kafası çalışan bir kadındı.

Aşağıdaki satırlar ona ait ve bence seksiğili çok güzel anlatıyor:
“Seksi olarak nitelendirilenlerden çok daha fazla seksi eylem var. Benim, kadınsılığımı kanıtlamak için, yatak odasına ihtiyacım yok. Ağaçtan elma toplarken veya yağmurda ıslanırken çok daha seksi olabilirim.”

Gecenin bir vakti nereden buldun bu konuyu diyeceksiniz biliyorum amma velakin konuya dahil olduğum gazeteyi bir az önce okudum, yani tam anlamıyla.

Neyse baştan anlatayım. 24 Ocak günü Sn.Sibel Arna beni aradı ve “Seksi olma anayasası” başlıklı bir haber hazırladıklarını, bilimsel bağlamda da fikrimi almak istediklerini söyledi. Haber 26 Ocak günü Hürriyet Cumartesi ekinde yayınlandı.

Önce Sibel Hanım’a teşekkür etmeliyim. Zira en azından söylediklerimi imla hataları olsa da, güzel bir biçimde aktarmış. İfade ettiğim noktalar ise bu sayfanın okuyucusu siz dostlarım ile zaten paylaştığım bilimsel gerçekler.

Bu gece gazetenin o sayısını ve haberin tümünü okuma fırsatım oldu. 2 hafta sonra ama olsun her şeyde bir hayır var:-))

Şimdi, hani okumadıysanız, seksi olma anayasası bağlamında, ünlülerimizin söylediklerini paylaşmak istedim:
Arzu Kaprol hanımefendi seksi olmak için “seksiliğini gizle” demiş ve devam etmiş “nasıl giyindiğiniz değil baktığınız önemli!” Bu bakış işi harbiden önemli galiba:-)) Didem Soydan Hanım (ki modellerimizdenmiş) “Bakışlarınla Sars” buyurmuşlar. Anladım ki bakış çoookkk önemli. Tabii sarsarken “ne bakıyon öyle lan” demeleri ve dahi “iki dane” ekleştirmeleri mümkün ama elden ne gelir maksat seksi olmak 🙂

Ece Vahapoğlu’nun “sırt kası yap” önerisi de dikkatimi çekmedi değil. İlk onu kesin zorlar.

Ve tabii ki seksilik konusunda emin adımlarla ilerlemenizi sağlayacak, içi son derece dolu, 2 öneri. İlki ünlü teknik direktörümüzün anladığım kadarıyla kısa zamanda bir moda ikonu olan küçük kızı, Buse Terim’den: “Stella takım Giy!” Vavvv.

Diğer öneri ise Özge Ulusoy’a ait ki manken ve sunucuymuş (kendime not: daha çok televizyon seyret artık sunucuları tanımıyorsun dünyadan haberin yok Süleyman) “Tom Ford Giy!” Buna da bir kocaman vavvv.

Moda dan çok da anlamam ama her iki markanın sitelerine baktım. Olay hanya ve konya düzeyinde alakasız. Ama moda ikonu ve bileni onlar bana … yemek düşer:-))

Benim neler dediğimi gazete kupüründen, resimden okuyabilirsiniz. Seksilik kelimesini sevmiyorum. Burada bahsedilen cinselliktir ve yazıda da, daha önceki paylaşımlarımda da bahsettiğim gibi bir çok faktörün etkisi altındadır. Onun içindir ki, hepimizin cinsel objesi farklıdır.

Cinsellik; ahlaki, psikolojik, biyolojik ve kültürel yönleri olan, çok boyutlu bir süreçtir. Ama en önemlisi Cinsellik; insan ilişkilerinde, kişinin karakterinin bir parçasıdır, belli oranda karakterine mutlaka yansır ve kişiyi yansıtır.

Hani Sayın Bülent Arınç “Dünya seks ve alkolden ibaret değil” demişti ya, alkol kısmına kesinlikle katılsam da, cinsellik kısmına katılamayacağım. Sanırım bahsettiği “seks” penisin vajinaya girmesi eylemidir ki nedense yurdum topraklarında cinsellikten bahsedilince sadece bunun anlaşılması bile başlı başına derttir.

İnsanoğlu ve hatta canlıların tamamı 3 ana dürtü ile doğar. İlki “beslenme”dir ki organizma hayatını sürdürebilsin, diğeri “cinselliktir” ki organizma bekasını sürdürebilsin, üresin. Sonuncusu ise “korku”dur ki organizma kendisini tehlikelerden koruyabilsin.

Dikkat edin, bu üç temel dürtü dünyanın tamamında, yeryüzünde insan yaşamını şekillendirir. Neredeyse her şey bu üçlü ile ilgilidir.

Ancak üremeye yönelik cinsellik konusunda insanoğlu, 3 farklı memeli ile beraber diğer canlılardan ayrılır. Bu dört canlı sadece üreme için değil ama haz için cinselliklerini yaşarlar: İnsanlar, yunuslar, orangutanlar ve baboonların bir alt türü.

İnsanoğlu’nda cinsellik yukarıda ve gazetede anlatmaya çalıştığım gibi bir çok faktörün içiçe geçtiği, anne karnında başlayan bir süreç ile gelişir ve yaşamın sonuna kadar gelişmeye devam eder.

Böylesi karmaşık ve her birimiz için farklı gelişen bir süreci birilerinin “Stella giy, tom ford al, sırt kasını geliştir” noktasına indirgemesi komik ama bir o kadar da trajiktir.

Öneri derseniz: Arkadaşlara Audrey Hepburn’ün sözlerini bir kez daha okumalarını ve beraberinde “Breakfast at Tiffany’s”i seyretmelerini öneririm.

Kim bilir? Belki aynı anda hem zarif hem seksi olmayı başarabilen bir kadını seyretmek ufuklarını açabilir ve “stella giy”den daha yaratıcı bir şeyler söyleyebilirler.

Sevgi ve saygı ile

İyi ki varsınız

Not 1: Audrey Hepburn tercümesini tabii ki Can Baba’nın nasihatleri kulağımda, kelime kelime yapmadım. Orjinali aşağıdadır. Hatam var ise affola..
“There is more to sex appeal than just measurements. I don’t need a bedroom to prove my womanliness. I can convey just as much sex appeal, picking apples off a tree or standing in the rain”

Not2: Audrey’in resmi muaynehanemde asılı. Gelip görebilirsiniz Bu arada yazıyı dün gece sabaha karşı yazdım ve şimdi face’e koydum. Ama “gecenin bir vakti” tanımını değiştirmedim.

Not 3: Sayın Kuter Çınar a iltifatı için teşekkür ederim:-)