Türkiye Cumhuriyeti’nin 91. Yılı Kutlu Olsun

152

Cumhuriyetimizin 91.yılını kutluyoruz bugün.

Mustafa Kemal Atatürk, tarih sahnesinde cesareti ve bu cesaretini ileri görüşü ile harmanlayarak ulusuna bulunduğu coğrafyadaki diğer tüm müslüman ülkelerden farklı, müthiş bir gelecek çizebilen olağanüstü bir liderdi. Hepimiz için bir şanstı. Bir daha olur mu? Bilinmez.

91.yıl önemli. Kuruluşunun 100. yılına doğru 10 yıllık dönemin başlangıcı bu yıl.

İlk on yıl çok şey başarıldı. Kurtuluş savaşı verilmişti, sıra kuruluş aşamasındaydı. Hilafet kaldırıldı. Metrik ve ağırlık ölçümlerinde, alfabede Atatürk’ün muasır medeniyetler olarak tanımladığı Avrupa standartlarına geçildi.

Liberal ekonomi İzmir’de yapılan kongre ile benimsendi. Genç cumhuriyetimizin dünyaya entegre olması ve gelişmesi için tüm bu değişiklikler şarttı, gerekliydi. Yapılmasaydı, sınırları egemen devletler tarafından çizilmiş güney komşularımızdan farkımız kalmayacaktı.

Eğitimin, okullaşmanın önemi bu bağlamda defalarca ön plana çıkarıldı.

29ekim Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan

İslam Birliği’ni savunan II.Abdülhamit bile “Halkımızın büyük cehaletine sebep, okuma yazma öğrenimindeki güçlüktür. Belki bu güçlüğü aşmak için latin alfabesini kabul etmek yerinde olur” demiş ama gerekli düzenlemeleri bir türlü yapamamıştı. Gücü yetmemişti. (Sultan Abdülhamit, Siyasi Hatıratım Çev.:Salih Can 1974, S:177-178)

“Latin alfabesi geldi halk bir gecede cahil oldu” diye bir geyik vardır. Bu “geyik” gerçekten alt yapısı olmayan ve doğru bilgilere dayanmayan bir “geyik”tir, yalandır.

Bir gecede “cahil” olan halkın okuma yazma oranı 1923’de %2.5, 1927’de %10.5’du. (Mehmet Ali Ağakay (der.) (1962). Dil Devriminin 30 Yılı. Ankara: TDK.; Agop Dilaçar (1962). Devlet Dili Olarak Türkçe. Ankara: AÜ; http://tr.wikipedia.org/wiki/Harf_Devrimi)

Tüm ülkede yapılandırılan okuma yazma seferberliği sayesinde bu güçlük aşıldı.Latin alfabesi sayesinde eğitim düzeyi çok hızlı yükseldi. Münif Paşa ile 1862 yılında başlayan ve II.Abdülhamit ile devam eden süreç Ulu Önder ve onun devrimci vizyonu sayesinde tamamlanabildi.

Ama en önemlisi kadına toplum içinde verilen değer ve iş gücüne katılması için yapılan düzenlemeler oldu. O dönemde Avrupa ülkelerinde bile olmayan düzenlemeler ile kadına oy kullanma hakkı verildi. Kadının önce eğitim alması, sonrasında iş gücüne katılması için pek çok düzenlemeler yapıldı.

Kadının erkek ile eşit haklara sahip olması ve topluma, iş gücüne katılması o dönemde bırakın müslüman ülkeleri Avrupa ülkeleri için bile inanılmaz devrimci bir bakış açısıydı.

Bugün popolarını rahat rahat yayarak Atatürk’ün demokratik olamadığını, tek parti iktidarını sürdürdüğünü iddia eden arkadaşlar, o dönemin özelliklerini Cumhuriyetimizin ne denli genç olduğunu ve Avrupa’da faşistlerin, Mussolini ve Hitler’in ülkelerini yönettiğini unutuyormuş görünüyorlar. Ya da art niyetle “mış” gibi yapıyorlar.

Önümüzdeki 10 yılda genç Cumhuriyetimizi, son 10 yıldır yaşananlar doğrultusunda, önemli bir sınav bekliyor. Biliyorum kasvetli günlerden geçiyoruz. Ama yapılması gereken belli ve bizlerinde bunu başaracak gücümüz var.

Gerçekten demokratikleşmemiz, bu topraklarda kardeşçe yaşamamız, ekonomistlerin bahsettiği “orta gelir tuzağına” düşmeden, özgürce düşünen bireylerin oluşturduğu bilgi toplumuna evrilmemiz gerekiyor.

Ben pek çoğumuzun aksine umutluyum. Bu topraklarda genç Cumhuriyetimiz pek çok badire atlattı. Bu sınavdan da başarı ile çıkacaktır.

Cumhuriyetimizin 91. Yılı Kutlu Olsun.

Onu bizlere armağan eden, bu yolda canlarını feda eden, başta Mustafa Kemal Atatürk, tüm şehitlerimizin, devlet adamlarımızın ruhu şad olsun.

Sevgi ve Saygı ile