Vajinal Mantar Hastalıkları ve Tedavisi

0
1592

Vajinal Mantar Hastalıkları ve Tedavisi

Reprodüktif dönemde kadınlarda en sık görülen jinekolojik problemlerden biri: Vulvovaginal Kandidiazis

Vulvovaginal kandidiazis, reprodüktif dönemde kadınların % 75’inde en az bir kez görülürken %50’si ikinci kez hastalığa yakalanır. Bu olguların % 5’inde ise, kronik vulvovaginal kandidiazis ortaya çıkar. Hastalık bir kez kronikleşti mi, jinekolog için tedavisi güçleşir, ama en önemlisi hasta açısından gerçekten zor bir tabloya neden olur. Kronik vulvovaginal kandidiazis, hastayı hayatından adeta bezdirir, aile içi sorunlara sebep olabilir.

Vulvovaginal Kandidiazis neden oluşur?
Vulvovaginal kandidiazisin en önemli sebebi, olguların % 80-90’nına neden olan Candida albicans’dır.  % 5-10 olguda ise sebep C. glabrata’dır. Bu etkenlerin dışında % 1’den az görülen C. krusei, C. lusitaniae sayılabilir. Candida albicans’ın bu derece sık vulvovaginal kandidiazise sebep olmasının sebebi, fırsatçı bir patojen olması, diğer bir değişle zaten normal vagina florasında bulunmasıdır. Ayrıntılarını aşağıda detaylandıracağımız bir çok predispozan faktörün etkisi de oldukça önemlidir.


Vaginanın normal florasını laktobasiller oluşturur. Laktobasillerin miktarı, menstrüel siklusta ortaya çıkan hormonal değişikliklere paralel olarak farklılaşır. Normal şartlar altında florada bulunan laktobasiller ve diğer mikroorganizmalar arasında mükemmel bir uyum ve denge vardır. Bu denge, vagina pH’sını 4 civarında tutmakta, laktobasiller sayesinde oluşan bu asidik ortam, vaginanın saprofit ve yabancı mikroorganizmalara karşı oluşturduğu doğal korunma mekanizmasının temelini meydana getirmektedir. Oysa gebelik veya antibiyotik kullanımı gibi bir etken ile laktobasil hakimiyeti ortadan kalkar böylece fırsatçı patojen olarak adlandırılan candida grubu mantarlar ve diğer mikroorganizmaların etkisi ile vajinal mantar infeksiyonu meydana gelir. Antibiyotik kullanımı sonrasında kadında akıntı olmasının altında yatan neden budur. Diğer taraftan tedavi şemasını oluştururken, bu tip vajinal infeksiyonların birçok mikroorganizma tarafından oluşturulduğu, miks tip infeksiyonlar olduğu asla unutulmamalıdır. Olguları % 60’ında miks tip infeksiyon söz konusudur. Dolayısıyla jinekoloji pratiğinde sadece vaginal kandidiazis tedavi edildiğinde, olguların önemli kısmında tam bir kür sağlanamamakta ve/veya nüks infeksiyonlar görülmektedir.

En önemli predispozan faktörler; gebelik, oral antibiyotik kullanımı, şeker hastalığı, doğum kontrol ilaçları, hipo/hipertiroidi, Addison hastalığı, spiral kullanımı, vaginal travma, çok dar pantolon giymek, bağışıklık sisteminin bir nedenle çökmesidir (kanser hastaları, HIV (+) olgular, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar v.s.). Antibiyotikler laktobasilleri ortadan kaldırarak, gebelik ise vagina mukozasında glukoz artışına sebep olarak vaginal kandidiazisin ortaya çıkışına neden olurlar. Diyabetik olgularda ise vagina mukozasında glukoz depolanması artar; bu ise fırsatçı patojenlere üremeleri için uygun ortamı sağlar. Tekrarlayıcı vaginal kandidiazis olgularında bu sayılan predispozan faktörler mutlaka araştırılmalıdır. Yılda en az 4 kez atak geçiren hastada vulvovaginal kandidiazsin kronikleştiği ifade edilebilir. Bu durumda baskılayıcı tedaviye hızla geçilmelidir. Burada etken C. albicans yerine sıklıkla C. glabrata’dır ve tedavisi güçtür.

Hastalık Belirtileri
Vulvovaginal kandidiazisin sık rastlanılan belirtileri, kaşıntı ve hasta tarafından tipik olarak tarif edilen “peynir kesiği” gibi beyaz akıntıdır. Kaşıntının yanı sıra, vulvada ekskoriasyonlar görülebilir. Bu tip lezyonlar hastanın canının yanmasına ve kaşıntı da artış ile beraber yanma hissine sebep olur. Hasta için gerçekten katlanılması zor bir durumdur. Bu belirtilerin dışında idrar yaparken başta ve sonra yanma hissi olabilir. Cinsel ilişki sırasında, özellikle birleşme esnasında ağrı ve yanma hissi görülebilir. İlişki sırasında beyaz katı kıvamdaki akıntının görülmesi çiftin cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyen, özellikle kronik kandidiazisi olan hastaların sıklıkla dile getirdiği bir şikayettir.

Tedavide
Hastalığın tedavisi, aslında tanıya yönelik testlerin yapılmasından sonra şekillendirilmelidir. Diğer bir deyişle, hastada miks vajinit varsa kombine tedavi uygulanır. Aksi durumlarda ise sadece antimikotik tedavi verilir. Ancak jinekoloji pratiğinde, bu testleri yapacak zamanı bulmak güç olabilir. Poliklinikteki hasta yoğunluğu göz önüne alındığında ve tüm olguların % 60’ında birçok fırsatçı patojenin rol oynadığı düşünülecek olursa, tüm olası etkenlere yönelik tedavinin düzenlenmesi idealdir.  Antimikotik tedavi ajanlarının önemli bir bölümü “azol” türevleridir. İlaçların oral veya vajinal formları ile beraber, vulvit tabloya eşlik ediyorsa reçeteye eklenen topikal kremleri vardır. Hasta virgo değilse, tedavide birinci seçenek daima vajinal kullanılan ajanlar olmalıdır. Oral antimikotikler gastrointestinal yan etki yapma potansiyelleri dışında nadir de olsa karaciğerde problemlere sebep olabilir. Vajinal formların problemi ise genellikle uzun süreli (6-7 gün) kullanılma gereklilikleridir.